Alo MESAM'dan arıyoruz. Yusuf, nasılsın? Günlerin nasıl geçiyor?
Merhaba… Günler biraz değişken açıkçası. Müzik dışında uğraştığım, biraz “uçarı” sayılabilecek bir meslek var. O günün trafiğine göre tempo değişiyor. Ama genel olarak spor yapıyorum, arkadaşlarla sohbet ediyorum. Klasik gibi görünebilir ama benim için ciddi meşgale bunlar. Yeni albümden bahsedelim. Süreç ne durumda? 6 parçalık solo albümün teknik işlemlerinin sonuna geldik sayılır. Doktorumuz Kurtuluş Güven… Çok yoğun ve titiz çalışıyor, hakkını veriyor gerçekten. Albüm biraz daha abstrakt, deneysel bir yerde duruyor. Benim ismim duyulduğunda oluşan kalıbın dışında tınlayan bir iş oldu diyebilirim.
Kimler var albümde?
Kadim dostum Çağrı Sinci var. “İsotçu gardaşım” Rafi Resh var. Beat’lerin çoğu her zamanki gibi yaptığı işin delisi Kaan Arslan’a ait. Bir tane de bu yıl tanıştığım ama sanki yıllardır dostummuşum gibi hissettiren Savaş Tancuay’a ait. Albümün adı dikkat çekici… Evet… adı “K’’stah”. Politik bir eleştiriden ziyade, toplumsal çürümenin doğurduğu küstahlık üzerine ironik, üst perdeden konuşan, biraz huysuz bir karakter var bu kez. Bugüne kadar çok takınmadığım bir tavırla. Bir bakıma Experimentalite 2 gibi de düşünülebilir. Ama şunu söyleyeyim… Albümde mis gibi bir samimiyet var. Benim en büyük kıstasım samimiyet. Samimi bulmadığım biriyle iş yürümüyor.
Kapak çekimi nasıl geçti?
İnanılmaz eğlendik. Hatta o kıyafetle güçlü prodüksiyonlu bir klip fikri var kafamda. Daha bitmedi yani heyecan. Türkiye’de sanat üretmek sence zor mu? Zor tabii. Bu ülkede sanat yapmak için sadece düşünmek yetmiyor. Sanatçıya ve özgün işe verilen değer bazen motivasyonu yavaşlatıyor ama tamamen bitiremiyor. YouTube’un ilk zamanlarında 50–100 dinlenmeye nasıl heyecanlanıyorsak, bugün de aynı heyecan var. Bu tarif edilemez bir tutku. Rap’e dair tavrın hep net.
Bugün ne söylersin?
Rap sana şunu soruyor: “O kadar yapmacık olma, kimi kandırıyorsun?” Sanatçı sürekli isyan etmek zorunda değil. Sürekli hak-hukuk savunmak da zorunda değil. Ama müzikle uğraşıyorsa toplumu bir şekilde yansıtmalı bence. Sokak anlatısı “kaba”, “varoş” diye etiketleniyor. Ama bunlar gerçek. Blender’dan geçirilmemiş meyvenin doğal hali gibi düşün.
Son olarak MESAM’a bir mesajın var mı?
MESAM çatısı altında emek veren herkese teşekkür ederim. Özellikle Sultan Hanım’a ayrı bir parantez açmam gerekiyor. Nazik yaklaşımı, çözüm odaklı tavrı ve işi sahiplenişi gerçekten kıymetli. Böyle insanlar sanatçıyı güvende hissettiriyor.