Müzik, her çağda insanların duygularını, kimliğini ve kolektif hafızasını taşıyan görünmez bir akış olarak varlığını sürdürdü. Ancak bugün içinde yaşadığımız dönem, bu akışın kimyasını değiştiren sıra dışı bir eşik sunuyor. Yapay zekânın bestecilik pratiğine dâhil olması, dijital platformların sınır tanımayan yayılımı ve ses teknolojilerinin biyolojik sistemlerle kurduğu yeni bağlar; müziği yalnızca duyulan bir sanat değil, aynı zamanda hücre düzeyine değen bir fenomen hâline getiriyor. Böyle bir dönemde MESAM’ın üstlendiği yönlendirici rol, müzisyenin hem emeğini hem de geleceğini koruyan bir pusula niteliği taşıyor. Kurum, artık yalnızca telif haklarını düzenleyen bir yapı değil; aynı zamanda yeni müzik çağının etik, kültürel ve bilimsel koordinatlarını belirleyen bir düşünce merkezi konumuna yükseliyor.
devamı