Yapay zekâ teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişim, veri kullanımına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bu tartışmaların son adresi ise teknoloji devi Apple oldu. Şirket, yapay zekâ modellerini eğitmek amacıyla YouTube videolarını izinsiz kullandığı iddiasıyla ABD’de dava edildi.
Kaliforniya federal mahkemesinde açılan toplu davada, milyonlarca aboneye sahip üç YouTube kanalı öne çıkıyor: h3h3Productions, MrShortGame Golf ve Golfholics.
Davacılar, yıllar içinde ürettikleri içeriklerin Apple tarafından herhangi bir izin ya da lisans alınmadan kopyalandığını ve yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde kullanıldığını ileri sürüyor. İçerik üreticileri, bu durumun açık bir telif hakkı ihlali olduğunu savunarak hukuki süreci başlattı.
Dava dosyasındaki en dikkat çekici iddialardan biri ise Apple’ın, YouTube’un veri kazımayı (scraping) engelleyen sistemlerini aşmış olabileceği yönünde.
Veri kazıma; yazılımların internet sitelerindeki içerikleri otomatik şekilde toplayarak veri havuzlarına aktarması anlamına geliyor. İddialara göre Apple, bu yöntemle milyonlarca videoyu sistematik biçimde elde ederek yapay zekâ modellerini besledi.
Davacı içerik üreticileri, söz konusu kullanımın yalnızca hukuka aykırı değil, aynı zamanda etik dışı olduğunu da vurguluyor.
Dava metninde Apple’ın eylemleri, “hiçbir telif ödemeden içerik üreticilerinin emeğini kullanarak milyar dolarlık yapay zekâ endüstrisini büyütmek” şeklinde tanımlandı. Ayrıca, şirketin bazı araştırma çalışmalarında bu videolardan alıntılar yaptığı da öne sürülen iddialar arasında yer alıyor.
Apple’a yönelik bu dava, aslında daha geniş bir tablonun parçası. Aynı içerik üreticilerinin daha önce Meta, Nvidia, ByteDance ve Snap gibi teknoloji devlerine karşı da benzer iddialarla hukuki süreç başlattığı biliniyor.
Bu durum, yapay zekâ yarışında veri kullanımının küresel ölçekte en kritik tartışma başlıklarından biri haline geldiğini gösteriyor.
Uzmanlara göre, üretken yapay zekâ sistemlerinin eğitimi için kullanılan verilerin hukuki statüsü henüz netleşmiş değil. Ancak açılan bu tür davalar, teknoloji şirketlerini daha şeffaf veri politikaları geliştirmeye zorlayabilir.
Davacıların ihtiyati tedbir talebi ve davayı benzer durumdaki diğer içerik üreticilerini kapsayacak şekilde genişletme girişimi, sürecin mali ve hukuki boyutunu daha da büyütebilir.
Apple’ın bu iddialara nasıl yanıt vereceği ve davanın sektörde nasıl bir emsal oluşturacağı ise merakla bekleniyor.