Avrupa Parlamentosu, yapay zekâ sistemlerinin telif hakkıyla korunan eserleri kullanmasına ilişkin kuralları güçlendirmek amacıyla yeni bir dizi tavsiye kararını kabul etti. Parlamento’nun Hukuk İşleri Komitesi tarafından hazırlanan rapor, Avrupa Birliği telif mevzuatının blok içinde kullanılan tüm yapay zekâ sistemlerine açık biçimde uygulanması gerektiğini vurguluyor.
Strazburg’da kabul edilen raporda, üretken yapay zekâ teknolojilerinin gelişimiyle birlikte sanatçılar, yazarlar ve diğer içerik üreticilerinin haklarının korunmasının kritik önem taşıdığı ifade edildi.
Raporda öne çıkan en dikkat çekici önerilerden biri, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi bünyesinde bir Avrupa yapay zekâ eğitim verisi sicili oluşturulması. Bu sistem sayesinde:
Yapay zekâ modellerinin eğitimi için kullanılan telifli eserler kayıt altına alınabilecek.
Eserlerinin yapay zekâ eğitiminde kullanılmasını istemeyen sanatçılar bu sicile kaydolabilecek.
Eser sahiplerinin haklarını korumaya yönelik daha şeffaf bir mekanizma kurulabilecek.
Parlamenterler ayrıca yapay zekâ şirketlerinin eğitim verilerini hangi internet sitelerinden topladıklarını açıklamak zorunda olması gerektiğini belirtti.
Rapora göre, yapay zekâ geliştiricilerinin veri kaynaklarını açıklamaması durumunda bu durum telif hakkı ihlali kapsamında değerlendirilebilir ve şirketler ciddi hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir.
Avrupa Parlamentosu üyeleri, Avrupa ekonomisinde önemli bir yer tutan yaratıcı sektörün korunması için telifli içeriklerin kullanımında adil ücretlendirme ilkesinin uygulanması gerektiğini de vurguladı. Yaratıcı sektörün Avrupa Birliği ekonomisinin yaklaşık yüzde 7’sini oluşturduğu hatırlatıldı.
Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan Avrupa Parlamentosu üyesi Axel Voss, yapay zekâ teknolojilerinin hukuki sorumluluktan muaf tutulamayacağını belirtti.
Voss, “Üretken yapay zekâ hukukun üstünlüğünün dışında faaliyet gösteremez. Telifli eserler yapay zekâ sistemlerini eğitmek için kullanılıyorsa, içerik üreticileri şeffaflık, hukuki güvence ve adil tazminat hakkına sahip olmalıdır” dedi.
AB’de yürürlükte olan mevcut düzenlemeler, eser sahipleri haklarını açık şekilde saklı tutmadıkça şirketlerin telifli içerikleri metin ve veri madenciliği kapsamında kullanabilmesine imkân tanıyor. Ancak birçok sanatçı ve sektör kuruluşu, bu sistemin eser sahiplerine içeriklerinin kullanımını engellemek için yeterince güçlü bir mekanizma sunmadığını savunuyor.
Avrupa Yazarlar ve Besteciler Cemiyetleri Grubu (GESAC), Avrupa Parlamentosu’nun kararını memnuniyetle karşıladı ve raporun yaratıcı hakları koruma yönünde güçlü bir siyasi irade ortaya koyduğunu belirtti.
Buna karşılık bazı sektör temsilcileri daha temkinli yaklaşıyor. Creativity Works! Başkanı Ann Becker, yeni düzenlemeler yerine mevcut kuralların etkin biçimde uygulanmasına odaklanılması gerektiğini savundu.
Bilgisayar ve İletişim Endüstrisi Birliği (CCIA) ise önerilerin teknoloji şirketleri için ek yük oluşturabileceğini ileri sürdü. Birliğe göre sanatçılardan önceden izin alma zorunluluğu, Avrupa’daki yapay zekâ girişimleri için bir tür “uyum maliyeti” yaratabilir ve küresel rekabette dezavantaj doğurabilir.
Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği rapor bağlayıcı bir yasa niteliği taşımıyor ancak Avrupa Birliği’nde yapay zekâ ve telif hakları arasındaki ilişkiye yönelik gelecekteki düzenlemeler için önemli bir politika yönü ortaya koyuyor.
Gelişen yapay zekâ teknolojileri ile sanatçıların emeğini koruma ihtiyacı arasında nasıl bir denge kurulacağı ise önümüzdeki dönemde Avrupa’da ve dünyada telif hukukunun en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam edecek.