Müzik sektöründe yapay zekâ ile birlikte derinleşen telif krizi, Türkiye’de ilk kez bu kapsamda düzenlenen büyük bir çalıştayda masaya yatırıldı. MESAM, MSG ve MÜYAP’ın öncülüğünde gerçekleşen zirvede, çözüm olarak “genişletilmiş toplu lisanslama” modeli öne çıktı.
Yapay zekâ teknolojileri artık yalnızca destekleyici bir araç değil; doğrudan üretici konumunda. Saniyeler içinde beste yapan, aranje üreten ve sanatçı seslerini taklit edebilen sistemler, müzik sektöründe köklü bir kırılma yaratıyor.
Ancak bu hızlı dönüşüm, beraberinde temel bir soruyu gündeme getiriyor:
Bir eserin sahibi kim?
İşte bu kritik soruya yanıt aramak amacıyla düzenlenen “Yapay Zekâ Çağında Müzik Alanında Telif Haklarının Geleceği Çalıştayı”, sektörün tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturdu. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte; meslek birlikleri, uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler ve hukukçular bir araya geldi.

Çalıştayın en dikkat çeken başlıklarından biri “genişletilmiş toplu lisanslama” modeli oldu. Bu model, bir meslek birliğinin yalnızca kendi üyelerini değil, aynı alandaki tüm hak sahiplerini kapsayacak şekilde lisanslama yapabilmesine imkân tanıyor.
Bu sayede:
Modelin en kritik unsuru ise gönüllülük esası. Hak sahipleri diledikleri zaman sistemden çıkabiliyor ve bireysel haklarını korumaya devam edebiliyor.
Üç ana oturumdan oluşan çalıştayda, yapay zekâ ve telif ilişkisi çok boyutlu şekilde ele alındı:
Katılımcılar, küresel ölçekte artan telif krizinin artık ertelenemez bir noktaya geldiği konusunda ortak görüş bildirdi.
Genişletilmiş lisanslama modeli özellikle Avrupa’da uzun süredir tartışılan ve bazı ülkelerde uygulanan bir sistem. Türkiye’de ise bu modelin gündeme gelmesi birkaç kritik nedene dayanıyor:
1. Yapay zekâ üretiminin kontrolsüz büyümesi
AI sistemleri, milyonlarca eseri izinsiz şekilde eğitim verisi olarak kullanabiliyor. Mevcut telif yapısı bu ölçekteki kullanımı takip etmekte zorlanıyor.
2. Bireysel lisanslamanın yetersiz kalması
Her bir eser için tek tek lisans almak, hem kullanıcılar hem de hak sahipleri açısından sürdürülebilir değil. Genişletilmiş lisanslama bu süreci merkezi hale getiriyor.
3. Gelir kaybı riski
Sanatçıların eserleri üzerinden değer üretilirken gelir paylaşımının net olmaması, sektörde ciddi bir ekonomik tehdit oluşturuyor.
4. Uluslararası baskı ve uyum ihtiyacı
CISAC ve GESAC gibi kuruluşların yönlendirmeleri, ülkeleri daha sistematik lisans modellerine geçmeye zorluyor.
Bu modelin hayata geçirilmesi halinde, MESAM gibi meslek birliklerinin rolü daha da güçlenecek. Sadece hak takibi yapan kurumlar değil, aynı zamanda dijital çağın lisans merkezi haline gelmeleri mümkün olacak.
Bu durum:
sağlayabilir.
Çalıştaydan çıkan en net mesaj şu oldu:
Sektör, yapay zekâya karşı değil; kuralsızlığa karşı.
Müzik dünyası, teknolojinin sunduğu imkânları reddetmek yerine, bu dönüşümü hak temelli ve adil bir zemine oturtmak istiyor.
Önümüzdeki süreçte Türkiye’de yapılacak yasal düzenlemeler, yalnızca yerel sektörü değil, küresel müzik endüstrisiyle kurulacak ilişkinin de yönünü belirleyecek.
Ve görünen o ki: Telifin geleceği artık sadece hukuk değil, teknoloji politikası meselesi.