ABD’de telif hukuku açısından önemli bir emsal karar daha verildi. ABD Yüksek Mahkemesi, internet servis sağlayıcılarının (ISS) abonelerinin gerçekleştirdiği korsan içerik indirme veya paylaşım faaliyetlerinden doğrudan sorumlu tutulamayacağına hükmetti. Karar, uzun süredir devam eden ve müzik endüstrisinin yakından takip ettiği davada servis sağlayıcı lehine sonuçlandı.
Davanın geçmişi 2018 yılına dayanıyor. Başta Sony Music Entertainment olmak üzere birçok büyük müzik şirketi, Cox Communications’a karşı telif ihlallerine göz yumduğu gerekçesiyle dava açmıştı. Sürecin bir aşamasında jüri, şirketin 10 binden fazla eserin ihlaline dolaylı olarak katkı sağladığına kanaat getirerek yaklaşık 1 milyar dolarlık tazminata hükmetmişti.
Ancak ABD Yüksek Mahkemesi’nin 25 Mart 2026 tarihinde oy birliğiyle aldığı kararla bu hüküm tamamen ortadan kalktı. Mahkeme, yalnızca internet hizmeti sunmanın tek başına sorumluluk doğurmayacağını açık biçimde ortaya koydu.
Kararın gerekçesinde, bir servis sağlayıcının sorumlu tutulabilmesi için ihlali aktif olarak teşvik etmesi, yönlendirmesi ya da bu yönde açık bir niyetinin bulunması gerektiği vurgulandı. Aksi halde, kullanıcıların bireysel eylemlerinden dolayı servis sağlayıcıyı sorumlu tutmanın hukuki dayanağı olmadığı belirtildi.
Bu yaklaşım, daha önce görülen ve dijital korsanlık davalarında sıkça referans alınan Grokster kararındaki “teşvik (inducement)” kriterine dayandırıldı.
Yaklaşık 6 milyon abonesi bulunan Cox Communications’ın, abonelik sözleşmelerinde telif ihlalini açıkça yasakladığı biliniyor. Buna rağmen, müzik şirketleri adına çalışan bir izleme kuruluşu tarafından iki yıl içinde şirkete 163 binden fazla ihlal bildirimi iletildi.
Şirketin bu süreçte yalnızca 32 abonenin internet erişimini sonlandırması, davanın temel tartışma noktalarından biri olmuştu. Ancak Yüksek Mahkeme, bu durumun tek başına “ihlali teşvik” anlamına gelmeyeceği sonucuna vardı.
Bu kararla birlikte hukuki çerçeve daha da netleşmiş oldu:
Karar, telif hakkı sahiplerinin mücadele stratejisinde önemli bir değişime işaret ediyor. Artık servis sağlayıcılardan ziyade doğrudan ihlali gerçekleştiren kullanıcılar ve içerik platformları daha fazla hedef haline gelebilir.
Öte yandan bu gelişme, dijital ekosistemde “aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluğu” tartışmasını da yeniden gündeme taşıyor.
Sonuç olarak, ABD Yüksek Mahkemesi’nin bu kararı, dijital telif hukukunda sınırları yeniden çizen ve küresel ölçekte etkileri olabilecek önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.