Türk Halk Müziği’nin usta isimlerinden Kazım Birlik, yarım asrı aşan sanat yolculuğunu “Birlik Zamanı” projesiyle taçlandırıyor. Besteleriyle kuşaklar arasında köprü kuran, halk müziğinin özünü çağdaş bir anlayışla geleceğe taşıyan Birlik, 55 yıllık sanat hayatının birikimini bu özel projede bir araya getiriyor.
1953 yılında Ankara’da dünyaya gelen Kazım Birlik, Türk Halk Müziği alanında besteci, söz yazarı ve bağlama sanatçısı kimliğiyle tanınıyor. 1976 yılında konser için gittiği Almanya’ya yerleşen sanatçı, sanat yaşamını büyük ölçüde burada sürdürdü. 2000’li yılların başından itibaren Almanya’daki büyük halk müziği gruplarını yöneten Birlik’in eserleri, Türkiye’nin önde gelen sanatçıları tarafından seslendirildi. Bestelerinin bir bölümü film müziklerine dönüşürken, bir bölümü de konservatuvarlarda ders konusu olarak işlendi.

“Birlik Zamanı” projesi uzun yıllardır birlikte çalıştığı edisyon şirketi Star Prodüksiyon, yapımcı Yusuf Savaş'ın önerisiyle başladı. Projenin çıkış noktası halk müziğini özünü bozmadan çağdaş bir anlayışla günümüze taşımaktır. Sadece bir albüm olmanın ötesinde, yarım asırlık bir emeğin ve gurbette geçen bir ömrün özeti olup, kültürel belleğimize ışık tutacak arşiv niteliğindedir.
Bu sanatçıları ve müzisyenleri belirlerken nasıl bir yol izlediniz?
“Birlik Zamanı” projesinde Kubat, Özgür Alter, Elif Buse Doğan, Sevcan Orhan, Gülay, Nazlı Öksüz, Orhan Hakalmaz, Hüseyin Turan, Oğuz Aksaç, Emel Taşçıoğlu, Deniz Toprak, Oğuz Boran, Ömer Faruk Bostan, Bilge gibi çok değerli sanatçılar yer aldı. Albümün aranjörlüğünü müzik adamı Serdar Atalay yaptı ve birçok müzisyen estrümanlarıyla eşlik etti.
Kazım Birlik’in 55 yıllık sanat hayatının özeti olduğu için, projede yer alan sanatçılar ve müzisyenlerin halk müziği felsefesine ve dünya görüşüne (insan sevgisi, birlik, hoşgörü) olan yakınlığına bakılmıştır. Bu proje ticari bir kaygıdan ziyade, “aynı dertle dertlenen” insanların buluşma noktası olarak hazırlanmıştır.
Kazım Birlik bestelerinin konservatuvarlarda ders konusu olarak işlenmesi, projenin sanatsal derinliğinin ve teknik kalitesinin bir tescili olup, Türk Halk Müziği’nin durağan bir yapı olmadığını, yeni ve kaliteli eserlerle beslenmesi gerektiğini savunan bir duruştur.
Her nota yaşanmışlık taşıyor, her söz hasrete, Anadolu’ya bir yolculuğun izi gibi. Gurbetin sessizliği, özlemin yükü ve umudun inadı bestelerinde sade ama sarsıcı bir dille hayat buluyor. Sanatı yüksek sesle değil, kalbe dokunarak yansıtıyor. Dinlendikçe derinleşen, yıllar geçtikçe anlam kazanan türden.