Yapay zekâ ile üretilen müziklerin telif hukuku açısından yarattığı tartışmalar büyürken, Sony bu alanda dikkat çekici bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Şirket, yapay zekâ tarafından oluşturulan müzik parçalarının içinde yer alan olası telifli eser izlerini tespit edebilen ve bu eserlerin nihai çıktı üzerindeki etkisini sayısal olarak ölçebilen bir sistem geliştirdi.
Nikkei Asia’nın aktardığına göre teknoloji, özellikle sanatçıların ve müzik şirketlerinin son dönemde sıklıkla dile getirdiği şu soruya teknik bir yanıt sunmayı hedefliyor:
“Eserlerim bir yapay zekâ modelinin eğitiminde kullanıldı mı?”
İki Aşamalı Analiz Mekanizması
Sony’nin sistemi iki farklı senaryoya göre tasarlandı:
Eğitim Verisine Doğrudan Erişim Senaryosu
Eğer yapay zekâ geliştiricileri şeffaf davranır ve eğitim veri setlerini paylaşırsa, sistem doğrudan bu veri setlerini analiz edebiliyor. Böylece:
Hangi telifli eserlerin eğitim sürecinde yer aldığı tespit edilebiliyor
Kullanım yoğunluğu ölçülebiliyor
Eğitim aşamasına dair raporlama yapılabiliyor
Bu yöntem, lisans görüşmeleri ve şeffaflık talepleri açısından önemli bir zemin oluşturuyor.
Kapalı Kutu Model Senaryosu
Geliştiriciler eğitim verisini paylaşmazsa alternatif analiz devreye giriyor. Bu aşamada:
Yapay zekâ tarafından üretilen parça, mevcut müzik kataloglarıyla karşılaştırılıyor
Benzerlik analizi yapılıyor
Olası kaynak eserler belirleniyor
Etki oranı hesaplanıyor
Belirlenen benzerlik oranı belirli bir eşik değeri aşarsa potansiyel telif riski işaretlenebiliyor. Böylece eğitim süreci kapalı kalsa bile çıktı üzerinden hesap verebilirlik sağlanması hedefleniyor.
“Kopya mı, Etki mi?” Tartışmasına Teknik Yanıt
Yapay zekâ modelleri milyonlarca şarkıyı analiz ederek yeni besteler üretiyor. Geliştiriciler doğrudan kopyalama yapılmadığını savunsa da bazı üretimlerin belirli sanatçıların tarzına veya spesifik şarkılara dikkat çekici derecede benzediği yönünde eleştiriler artıyor.
Mevcut hukuk sistemi, özellikle eğitim aşamasında hangi verilerin kullanıldığını tespit etmeyi oldukça zorlaştırıyor. Sony’nin yaklaşımı ise yasaklayıcı bir çerçeve yerine izleme, ölçme ve raporlama temelli bir çözüm sunuyor.
Gelir Paylaşımı Modeline Kapı Açabilir
Sony, bu teknolojinin yalnızca tespit amacıyla değil, gelecekteki gelir paylaşım modelleri için de kullanılabileceğini değerlendiriyor.
Örneğin:
Bir yapay zekâ parçasının oluşumunda belirli bir eserin %X oranında etkisi olduğu tespit edilirse
Bu oran lisans ve ödeme sistemlerine referans olabilir
Bu yaklaşım, hem müzakere süreçlerinde hem de olası hukuki ihtilaflarda veri temelli bir dayanak sağlayabilir.
Endüstri Gerilimi Artıyor
Son yıllarda ABD ve Avrupa’da sanatçılar ve plak şirketleri, eserlerinin izinsiz şekilde yapay zekâ eğitiminde kullanıldığı iddiasıyla çeşitli davalar açtı. Aynı dönemde yapay zekâ üretimi parçaların müzik listelerine girmesi, konunun ekonomik boyutunu daha görünür hâle getirdi.
Sektörün tamamı yapay zekâya karşı değil; ancak temel talep açık:
Şeffaflık, lisanslama ve telif gelirlerinin korunması.
Dengeleri Değiştirebilir mi?
Sony’nin geliştirdiği sistem, yapay zekâyı yasaklamaya çalışmıyor. Bunun yerine ölçülebilirlik ve izlenebilirlik sağlayarak teknoloji şirketleri ile hak sahipleri arasında daha somut bir müzakere zemini kurmayı amaçlıyor.
Yapay zekâ destekli müzik üretimi hızla yaygınlaşırken, bu tür teknik çözümlerin telif hukukunun geleceğini ve gelir modellerini nasıl şekillendireceği önümüzdeki dönemde daha net ortaya çıkacak.