Perşembe, Ocak 15, 2026

Yapay Zekâ, Müzik ve Telif: 2025 Kırılma Noktası mı?


2025 yılı, müzik endüstrisinde yapay zekânın artık bir “gelecek senaryosu” değil, mevcut ve etkili bir gerçeklik olduğunu net biçimde ortaya koydu. Yapay zekâ ile üretilen şarkıların listelere girmesi, AI tabanlı müzik platformlarının milyar dolarlık değerlemelere ulaşması ve büyük müzik şirketleriyle yapılan lisans anlaşmaları, sektörün geri dönülmez bir eşikten geçtiğini gösteriyor.

Ancak bu dönüşümün merkezinde tek bir temel soru yer alıyor: Eser sahibinin hakkı bu yeni düzende nasıl korunacak?

Yapay Zekâ Üretiyor, Ama Hak Kime Ait?

Suno ve Udio gibi üretken yapay zekâ platformları, saniyeler içinde binlerce şarkı üretebiliyor. Bu durum, müzik üretimini demokratikleştirirken aynı zamanda telif hukukunun sınırlarını zorluyor. Zira yapay zekâ modelleri, geçmişte üretilmiş milyonlarca eseri analiz ederek öğreniyor. Bu öğrenme sürecinin lisanslı mı, izinsiz mi gerçekleştiği sorusu ise hâlâ birçok ülkede yargı konusu.

2025’te atılan en önemli adımlardan biri, büyük müzik şirketleri ile AI firmaları arasında yapılan lisans anlaşmaları oldu. Bu gelişmeler, yapay zekânın tamamen yasaklanması yerine, hak temelli bir kullanım modeline geçişin mümkün olduğunu gösteriyor.

Listelerde AI Şarkılar, Radyolarda İnsan Şartı

Yapay zekâ ile üretilen şarkıların Billboard listelerine girmesi, müzikte “insan üretimi” ile “makine üretimi” arasındaki sınırların bulanıklaştığını ortaya koydu. Buna karşılık, iHeartRadio gibi büyük yayıncıların “Guaranteed Human” (Garantili İnsan) politikasıyla AI vokallerini yayından kaldırması, sektördeki etik ve hukuki belirsizliğin hâlâ sürdüğünü gösteriyor.

Bu tablo, şu gerçeği açıkça ortaya koyuyor: Teknoloji ilerliyor, ancak kurallar henüz aynı hızda netleşmiş değil.

MESAM Perspektifi: Teknolojiye Karşı Değil, Haksızlığa Karşıyız

MESAM açısından mesele, yapay zekânın varlığı değil; eser sahibinin emeğinin izinsiz ve karşılıksız kullanılmasıdır. Yapay zekâ, doğru bir hukuki çerçeve ve adil lisanslama modeliyle, müzik sektörüne katkı sağlayabilecek bir araç olabilir. Ancak bu çerçeve oluşturulmadan yapılan her kullanım, telif ihlali riskini beraberinde getirir.

Eser sahiplerinin onayı olmadan eğitilen modeller, yalnızca hukuki değil, ahlaki bir sorunu da beraberinde taşımaktadır. 2025’te başlayan lisans görüşmeleri ve dava süreçleri, bu sorunun artık ertelenemeyeceğini göstermiştir.

Gelecek Ne Getirecek?

2026 ve sonrasında müzik endüstrisini üç temel başlık bekliyor:

  • Şeffaflık: Yapay zekâ modellerinin hangi eserlerle ve nasıl eğitildiğinin açıkça belirtilmesi

  • Lisanslama: AI eğitimi ve üretimi için eser sahiplerinin açık rızasına dayalı, adil bir telif sistemi

  • Etiketleme: AI ile üretilen içeriklerin dinleyiciye net biçimde bildirilmesi

Bu başlıklar hayata geçirilmeden, yapay zekânın müzikte sürdürülebilir bir gelecek kurması mümkün görünmüyor.

Yapay Zekâ Var, Telif Olmadan Olmaz

2025, yapay zekâ ile müzik üretiminin kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Ancak aynı yıl, telif hakkının vazgeçilmezliğini de bir kez daha hatırlattı. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, müziğin temelinde insan emeği vardır.

MESAM olarak durduğumuz yer nettir:
Yapay zekâ olabilir, gelişebilir; ama telif hakkı olmadan asla.