Yapay zekâ teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, telif hakları alanındaki tartışmaları da beraberinde getiriyor. Özellikle yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin eser sayılıp sayılmayacağı ve yapay zekâ modellerinin eğitiminde telif korumalı eserlerin kullanımı, dünya genelinde mahkemelerin gündemindeki önemli konular arasında yer alıyor.
Çin’de görülen iki ayrı davada mahkemeler, yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklerin telif korumasından yararlanabilmesi için insan katkısının açık ve ispatlanabilir olması gerektiğine hükmetti. Kararlarda, yalnızca komut girmenin yeterli olmadığı, yaratım sürecinde kişinin özgün ve belirleyici katkısının bulunmasının şart olduğu vurgulandı.
Öte yandan İngiltere’de görülen Getty Images ile Stability AI arasındaki davada mahkeme, telif korumalı eserlerin yapay zekâ eğitiminde kullanılmasının tek başına telif ihlali oluşturmayabileceği yönünde karar verdi. Bu yaklaşım, yapay zekâ eğitim süreçlerinin hukuki niteliğine ilişkin küresel tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye’de ise yapay zekâ ve telif hakları konusunda henüz emsal niteliğinde bir mahkeme kararı bulunmuyor. Ancak uzmanlar, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında yapay zekâ eğitiminde kullanılan eserlerin "çoğaltma hakkı" yönünden değerlendirilmesinin mümkün olabileceğine dikkat çekiyor.
Dünya genelinde alınan kararlar, telif korumasının temelinde insan yaratıcılığının bulunduğunu ortaya koyarken; yapay zekâ çağında hak sahiplerinin korunması ve teknolojik gelişimin desteklenmesi arasında dengeli bir hukuki çerçevenin oluşturulması gerektiğini gösteriyor.