Çarşamba, Şubat 25, 2026

Yapay Zekâya Karşı Yeni Adım: Danimarka’dan Yüz ve Sese “Dijital Mülkiyet” Hamlesi


Yapay zekâ teknolojilerinin insan yüzünü ve sesini saniyeler içinde taklit edebildiği bir dönemde Danimarka, dijital kimliği korumaya yönelik dikkat çekici bir yasa tasarısı hazırladı. Yeni düzenleme, vatandaşların yüzü, sesi ve diğer biyometrik verileri üzerinde telif benzeri bir mülkiyet hakkı tanınmasını öngörüyor.

Tasarı yasalaşırsa, yapay zekâ şirketleri dahil hiçbir kişi ya da kurum, bireylerin dijital suretlerini açık rıza olmadan kullanamayacak. Bir kişinin görüntüsünün, sesinin ya da beden verilerinin izinsiz şekilde çoğaltılması, işlenmesi veya ticari amaçla değerlendirilmesi hukuki yaptırımlara tabi olacak.

Deepfake Tehdidine Karşı Önlem

Danimarka’nın bu adımı, özellikle son yıllarda hızla yayılan deepfake teknolojilerine karşı artan küresel kaygılarla doğrudan bağlantılı. Uzmanlar, dijital olarak üretilen sahte görüntü ve ses kayıtlarının dolandırıcılık, dezenformasyon ve siyasi manipülasyon gibi alanlarda ciddi riskler yarattığını vurguluyor.

Hazırlanan tasarı, bireyin dijital kimliğini bir “kişisel varlık” olarak tanımlayarak, izinsiz kopyalama ve kullanımın önüne geçmeyi amaçlıyor. Böylece yalnızca veri koruma değil, aynı zamanda kişilik hakları ve ekonomik haklar açısından da yeni bir koruma katmanı oluşturulması hedefleniyor.

Uluslararası Emsal Olabilir

Düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde Danimarka, dijital kimlik ve yapay zekâ ilişkisine dair dünyada öncü bir çerçeve oluşturabilir. Hukuk çevreleri, bu yaklaşımın diğer Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok devlet için model teşkil edebileceğini değerlendiriyor.

Yapay zekâ çağında “kimlik” kavramı yeniden tanımlanırken, Danimarka’nın bu hamlesi dijital dünyada bireysel hakların sınırlarını yeniden çizmeye aday görünüyor.