Perşembe, Şubat 12, 2026

İyileştiren Titreşimler | Yapay Zekâ Çağında Rıza ve Dijital Sorumluluk



Bir insanın sesi, görüntüsü ve kimliği; onun izni olmadan dijital dolaşıma sokulamaz.

Yapay zekâ teknolojileri artık yalnızca metin yazmıyor, görüntü üretmiyor; insan sesini birebir taklit edebiliyor, yüzler yaratabiliyor, hiç söylenmemiş sözleri söylenmiş gibi gösterebiliyor. Bu teknik ilerleme, beraberinde çok temel bir soruyu da getiriyor: Dijital dünyada rıza nerede başlıyor, sorumluluk nerede bitiyor?

Meclis gündemine gelen ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda değişiklik öngören teklif, tam da bu soruya temas ediyor. Kişinin rızası olmadan, yapay zekâ araçlarıyla üretilmiş sesli, yazılı ya da görsel içeriklerin sosyal medya ve dijital platformlarda paylaşılması hâlinde, bu paylaşıma izin veren platformlara ciro oranında idari para cezası uygulanması öngörülüyor. Bu yaklaşım, dijital çağın gerçeklerini doğru okuyan önemli bir adım.

Çünkü bugün bir içeriğin milyonlara ulaşmasını sağlayan asıl güç, tekil kullanıcılar değil; platformların algoritmaları. Paylaşımı mümkün kılan, görünürlüğü artıran ve içeriği dolaşıma sokan yapılar platformların kendisi. Bu nedenle sorumluluğun yalnızca içeriği üreten veya paylaşan bireyde değil, bu yayılımı mümkün kılan dijital yapılarda da aranması gerekiyor. Dijital sorumluluk, gücün olduğu yerde başlar.

Teklifin caydırıcılık açısından en dikkat çekici yönü, idari para cezasının ciro oranına bağlanması. Sabit ve düşük cezalar, küresel dijital şirketler için çoğu zaman etkisiz kalıyor. Oysa ciroya dayalı yaptırımlar, platformları gerçekten sorumluluk almaya zorlayabilecek tek araçlardan biri. Burada amaç cezalandırmak değil; denge kurmak.

Ancak bu tür düzenlemelerin gücü, nasıl yazıldıklarıyla doğrudan ilişkilidir. “Yapay zekâ ile üretilmiş içerik” tanımının net yapılmaması hâlinde; parodi, sanat, hiciv, gazetecilik ve kamusal yarar taşıyan üretimler de istemeden baskı altına girebilir. Aynı şekilde, platformların “izin vermesi”nin ne anlama geldiği açıkça tanımlanmazsa, uygulamada keyfilik riski doğar. Bu nedenle istisnaların ve sınırların dikkatle çizilmesi şarttır.

Bütün bu teknik ayrıntıların ötesinde, meselenin özü nettir: Rıza olmadan üretilen ve yayılan dijital içerik, yalnızca bir veri ihlali değil; insan onuruna yönelik bir tehdittir. Yapay zekâ çağında bireyin sesi, yüzü ve kimliği korunmadığında, ne dijital güvenlikten ne de sağlıklı bir toplumsal alandan söz edebiliriz.

Kültür ve sanat alanı açısından bakıldığında da tablo değişmez. Sesin, görüntünün ve kimliğin değersizleştiği bir dijital ortamda yaratıcı emek korunamaz. Teknoloji ilerlemeli, evet; ama insanın rızası ve sınırları silinmeden. Platformlar büyüyebilir, evet; ama yaydıkları içeriğin sorumluluğunu üstlenerek.

Yapay zekâ çağında ihtiyaç duyduğumuz şey, yasaklardan çok ilkeler; cezadan çok sorumluluk bilinci. Bu düzenleme, doğru yazılır ve dengeli uygulanırsa, dijital dünyada rızayı ve insan onurunu merkeze alan yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

 

 

Murat Pınar Özdemir | 11 Şubat  2026

www.muratpinarozdemir.com

 

 

Yazarın Tüm Yazıları
Britney Spears müzik kataloğunu 200 milyon dolara sattı

devamı