Göktuğ Varyozdöken, Murat Coşgun ve Fatih Ahıskalı; Karaf’ın kuruluş hikâyesinden müzikal kimliğine, “Aşk ve Ötesi” projesinden yapay zekâ tartışmalarına kadar samimi açıklamalarda bulundu. “Yolumuz aşk” diyen grup, müziği bir kazanç kapısından öte, insanlara iyi gelme amacı olarak gördüklerini vurguladı.
MESAM Vizyon’un konuğu Karaf oldu. Göktuğ Varyozdöken, Murat Coşgun ve Fatih Ahıskalı; grubun ortaya çıkış sürecini, ismin hikâyesini ve müzikal kimliklerinin nasıl şekillendiğini anlattı. Prova dönemlerinden doğan “Karaf” isminin samimi bir anıya dayandığını belirten grup üyeleri, repertuvarlarını binden fazla eser arasından seçtikleri dokuz aşk şarkısıyla oluşturduklarını ifade etti.
“Aşk ve Ötesi” adını verdikleri projede, insanın tüm duygularına temas etmeyi amaçladıklarını söyleyen Karaf, sahnelerinde hem efkârı hem coşkuyu bir arada yaşattıklarını dile getirdi. Müziği bir maddi kazanç beklentisiyle değil, insanlara iyi gelme arzusu ile yaptıklarını vurgulayan grup, “İnsanlara iyi gelebildiğimizi görüyorsak, şu anda en zengin biziz” mesajını verdi.
Yapay zekâ ile üretilen müziklere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Karaf üyeleri, insan emeği ve gerçek müziğin değerini her zaman koruyacağını ifade ederek, sanatın insanı insan yapan en temel unsur olduğunun altını çizdi.
Şu an gördüğünüz üçlüyle birlikte kimliğimiz daha netleşti. Özellikle Murat’ın katılımı bizi şekillendirdi. Bu iş biraz “terzi adamına göre diker” meselesi. Murat’ın yorum gücünü, nerelerde etkili olduğunu bilerek ona göre bir yapı kurduk. Salt bir tarz yapmıyoruz; modern müziği de seviyoruz, geçmişi de. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Kimliğimiz aslında bu.
Yaşamışlıklarımı anlatmaya çalışıyorum. Yıllardır duyduğumuz şarkıları yeniden yorumlamak başka bir şey. Yorumlarken iç dünyam ister istemez yansıyor. Belki de bu yüzden melankoli hissediliyor.
Şarkıları seçerken en sevdiğimiz aşk şarkılarını seçtik. Binden fazla eser arasından dokuz şarkıya ulaştık. Projemizin adı da “Aşk ve Ötesi”. Yolumuz aşk.
Bugün insanlar gerçekten müzikal bir şeyler dinlemeye aç. Çok fazla çeşit var ama biz bir boşluğu doldurmaya çalışıyoruz. Biz de dinleyiciyiz. Müziği yaparken kendimiz de keyif alıyoruz. Amacımız insanlara iyi gelmek.
Bu mesleğe girerken büyük paralar kazanmayı değil, küçük olumsuzluklarda dahi etkileneceğimizi bilerek girdik. Müteahhit olsak daha çok para kazanabilirdik belki. Ama hedefimiz insanlara iyi gelmek. Eğer bunu başarabiliyorsak, en zengin biziz.
Olmadı, olmayacak da. Çünkü biz “olduk” demiyoruz. Yaşıyorsak öğrenmeye devam ediyoruz. Öğrendikçe de tıkanıklıkla baş edebiliyoruz. Sezen Aksu yıllardır üretmeye devam ediyorsa bu öğrenme isteğindendir. Gelişim oldukça yenilik de olur.
2000’lerde çok güzel gruplar vardı. Şu an o yoğunluğu hissetmiyorum. Bir paradoks var. Yeni işler yapılsa da yeterince rağbet görmeyince insanlar eskiye dönüyor.
Rock müzik Türkiye’de dönem dönem yükselir, sonra geri çekilir. Erkin Koray’dan Mor ve Ötesi’ne, Yüksek Sadakat’e kadar hep dalgalar oldu. Ama yeniden bir yükselişin başladığını düşünüyorum. Kulaklar yeniden açık.
Öncelik sevgi. Birbirimize olan sevgimiz baki. Üç kişiyiz, farklı fikirlerimiz oluyor ama orta yolu buluyoruz.
Efkarsız hayat da olmaz, müzik de olmaz. Ama sadece efkâr değil; sahnede hem ağlayanları hem göbek atanları görüyoruz. Bütün duygular bizim için değerli.
Eşim Murat’ı sosyal medyada gösterdi. “Sen böyle mi okumaya çalışıyorsun?” dedi. İzledim ve çok etkilendim. Murat’ın peşine düştüm ve şarkıcılığı bırakma kararı aldım. O an doğru bir karardı. Herkes şu an olması gereken yerde. Nokta atışı oldu.
Yapay zekâ ile üretilen müzik hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yapay zekâ ile üretilen müzikte ticari kaygılar ve hak sahipleriyle paylaşım meselesi önemli. Büyük firmaların para akışını yönlendirme hırsı var.
Şahsen yapay zekâ ile üretilmiş bir müziği oturup dinlemem. İnsan olduğumuzu hissettiren şey sanatımızdır. Eğer her şey yapay zekâya kalırsa insanlık zarar görür.
Bu durumun geçici bir akım olduğunu düşünüyoruz. Mekanik saatler yerine quartz saatler çıktığında da benzer bir kriz yaşanmıştı. Ama el emeği mekanik saatler bugün daha kıymetli. Gerçek müzik de her zaman kıymetini koruyacaktır.